Sanat

Her Türlü Düşünce Bir Zar Atımıdır

8
Please log in or register to do it.

zar ile asla

atılıp ölümsüz koşullarda bir batık geminin dibinden

isterse cuk otursun

isterse uçurum

beyaz

dingin

öfkeli bir inişin altında umutsuzca kanat vursun

kendi kanadı çok önceden sarkmış uçmak çabasıyla

ve kaplayıp fışkıran suları kesip kökünden

sıçrayışları içerlerde diplerde özetler o sallanan yelkeniyle batmış gölgeyi

koca ağızlı derinliğini

yana yatmış geminin teknesine göre ayarlayıncaya dek kaptan

ustalığın yaşla unutulduğu hesaplar dışından

belirdi

bir zamanlar dümenini tuttuğunu kanıtlayıp

ayakları dibindeki

şu yangının

şu ufkun

hazırlayıp kendini

çalkalanıyor kavrıyor pençesiyle sımsıkı

bir yazgıya ve rüzgârlara gözdağı verircesine

eşdeğer olamayan tek sayı

zihin atmak için onu fırtınaya mağrur kararsız katlamak ve ölmek için

kopan kolla taşıdığı gizden de kopmuş ceset

dalgaların adına saçları ağarmış bunak gibi oyun oynamaktansa

biri saldırıyor başa

düpedüz deniz akıyor

çaresiz sakala

kazasıdır bu insanın

gemisiz nereye gitseler, boş

neye yarar açılsa

işe yaramaz bir başın üstündeki yumuk eller

bağışlar kaybolunca

ne idüğü belirsiz birine

en son ve en eski iblis sahibi

değerini yitirmiş ülkelerin

sürüklüyor

yaşlıyı olasılıkla

o yüce rastlantıya

o

çocuksu gölgesi

okşanmış kaygan kendini vermiş yunmuş

yumuşamış sonsuz boşlukla

sıyrılmış kalaslarda yitik kemiklerinden

ve doğmuş

bir törenden

iştahlı deniz yaşlı adamla denize karşı adam

kör talih

fiançailles

düş perdesi

saplantısından aşkın

elyordamı bir elin hayaleti gibi

sallanacak

gömülecek

çılgınlık

dönmeyecek

nasıl

sade bir uyarı

alaylarla çevrilmiş sessizlikle

ya da

uluyan ivedi gizem ve korku kasırgasında

yakın bir kahkaha yöresinde uçuşuyorsa anaforun

doldurma dan çukuru

kaçmadan

sallıyorsa kızoğlankız eksenini

nasıl

usulca dokunup geçen ve

minnacık birini göstermeyecek kadar

gökyüzüyle uyumsuz

o katı gülünç aklığı karanlık bir kahkahayla

buruşmuş kadifede kımıldatmadan tutan gece takkesiyle

baş başa

yalnız ve şaşkın tüyü

kayalıkların buruk prensi

takıyorsa başına yiğit alımlı

aklı küçük ama erkek

şimşeklerle yıldırımlarla

çevrilmiş

kaygılı

pişman ve erin

dilsiz bir gülüş gibi

ve eğer

aydınlık ve görkemli bir baş dönmesi sorgucu

parlıyorsa görünmez bir alında

gölgeliyorsa sonra ayağa kalkmış deniz kızı kıvrımında karanlık minik biçimi

ve iki kola ayrılmış sabırsız son pullarla şamatasını suların

bir kayayı

sislerde buharlaşmış

aniden

sonsuza sınır koyan

uydurma şatoyu gölgeliyorsa

sayıydı bu

var mıydı

yıldız çıkışlı

düş müydü yoksa dağınık bir ölüm düşü

başladı mı bitti mi

fışkırıp yadsınmış kapalı sonunda

darlık günlerindeki şu ya da bu bolluk

gibi ortaya çıktığı zaman

sayıldı mı

feci olurdu

az da olsa toplamı

ne çok ne az

ama o denli kayıtsız

aydınlattı mı şans

gömmeye başlıyor kendini kazanın ritmik sarkacı

tüy

ilk köpüklere

ki bir zamanlar coşkusu irkilip sıçramıştı ordan

girdab’ın aynı yansızlığıyla

hiçbir insansal amacı bulunmayan olayın geçtiği ünlü buhrandan

hiçbir şey kalmayacak

sıradan bir yükseliş hazırlıyor hiçliği

ki bu yerden

içinde her gerçeğin eridiği dalganın yöresinde

yalanıyla yokluğa karışabilen boş eylemi aniden püskürtüp dağıtmak istercesine

suların uğuldadığı

bu yerden

başka

ve bir bölenin

belki de uzak bir yükseklikte sonsuzla kaynaşması kadar dışında

genellikle şu ya da bu yıldız eğilimine göre saptanmış hesapların

küçük ayı

yani kuzey yönlerindeki takımyıldızı’ndan

unutulmuş yıpranıp eskimiş

ve bu yüzden soğumuş

ama yine de uzaklarda boş bir yerde oluşmuş

toplam bir hesaba değin

yıldız çarpışmasının dökümünü yapabilen

ve onu kutsallaştıran son noktada durmadan önce

geceyi gözetleyen

kuşkulanan fırfır dönen

parıldayan ve düşünen

bir takımyıldızınd an başka

her düşünce;

atılan bir el zarıdır!

TARİHTE BUGÜN
Burhan Çaçan

Reactions

3
0
0
0
0
0
Already reacted for this post.

Reactions

3

Kimler beğendi?