Bilgi Edebiyat Genel Kültür Tarih

Herbert James Draper’dan ‘İkarus’a Ağıt’

3
Please log in or register to do it.

Efsane
Yunan mitolojisinin en kalıcı öykülerinden biri, güneşe çok yakın uçan çocuk İkarus’un trajik kaderidir.

İkarus, Girit labirentini tasarlayan usta bir zanaatkâr olan Daedalus’un oğluydu. Labirent, Kral Minos için, insan gövdeli ve boğa başlı korkunç bir yaratık olan Minotaur’u barındırmak üzere inşa edilmişti. Girit’in talihsiz düşmanları labirente kapatılır ve kaçamadıkları için içerideki minotor tarafından yutulurlardı.

Ancak bir adam, Theseus (Girit’in en büyük düşmanlarından biri), ölümcül tuzaktan kaçmayı başardı. Kral Minos, öfkeyle paranoyaklaştı. Labirentin sırlarını bilen tek kişi onun tasarımcısı Daedalus’tu. Daedalus Theseus’un kaçmasına yardım etmiş miydi? Labirentin sırlarını paylaşmış mıydı? Kralına başka hangi yollarla ihanet ediyordu?

Daedalus suçsuz olmasına rağmen, oğlu İkarus’la birlikte yükselen bir kuleye kapatıldı. Ancak zeki Daedalus kaderini esaret altında beklemekten memnun değildi. Bunun yerine bir kaçış planı geliştirdi. Tüyler, battaniyelerden iplikler, giysiler ve balmumu kullanarak Daedalus, kendisi ve oğlunun kuleden güvenli bir yere uçabilmeleri için iki çift kanat yaptı. Bu riskli bir plandı ve Daedalus oğlunu tehlikelere karşı uyarmaya özen gösterdi: “Çok yüksekten ya da çok alçaktan uçma”, demiş babadan oğula, “denizin nemi kanatları tıkar ya da güneşin sıcaklığı balmumunu eritirse diye”.

                                                           “İkarus’un Düşüşü, Pompeii’den fresk, MS 40-79

Ancak İkarus, insanoğlunun uçma heyecanından cesaret alarak ve kendine güvenerek babasının talimatlarına uymadı. İkarus yükseldikçe yükseldi, ancak kendi kaderini mühürledi. Yunan güneşinin sıcağında kanatları eridi, denize düştü ve boğuldu. Bu efsane, aşırı hırslı veya açgözlü olmaya karşı bir uyarı olan “güneşe çok yakın uçma” deyiminin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Viktorya döneminden bir ilham
Bu trajik öykü, başta Viktorya döneminin sonlarında ve 20. yüzyılın ilk on yıllarında çalışan İngiliz Klasisist ressam Herbert James Draper olmak üzere, yazarlar ve sanatçılar için zengin bir ilham kaynağı olmuştur.

Draper, İkarus’un düşüşünden sonraki anı resmetmeyi seçmiştir. 1898’de yaptığı ‘İkarus’a Ağıt’ adlı yağlıboya tablosunda İkarus hareketsiz yatmaktadır. İkarus, devasa kanatlarına sarılmıştır ve etrafı ağıt yakan perilerle çevrilidir. Sahne son derece dramatiktir ve resim ve heykelde Viktorya dönemi romantizminin tipik bir örneğidir.

Uzakta, İkarus’un düşüşüne neden olan güneş batar ve sahneyi altın bir ışıkla doldurur. Güneş ışığının son parıltıları zamanın geçiciliğini vurgular ve İkarus’un hayatının sonunu işaret eden trajik sahneyi yankılar. Su perilerinin inci gibi kaymaktaşı tenine kıyasla İkarus’un daha koyu tonda bronzlaşmış teni, güneşte yaptığı son uçuşa işaret eder.

Etrafı yas tutanlarla çevrili bu çıplak, ölü adam sahnesi, Batı sanat kanonunda yaygın olan ve Draper’ın izleyicilerinin aşina olduğu bir görsele – çarmıhtan inen İsa’ya – kesin bir göndermedir. Örneğin, İtalyan ressam Caravaggio’nun ‘İsa’nın Mezara Konulması’ adlı eseri Draper’ın eseriyle birçok esrarengiz benzerlik taşımaktadır.

Bununla birlikte, İsa’nın ölümü sonuçta inanca ilham veren canlandırıcı bir hikaye iken, İkarus’un ölümü, insan ahmaklığının trajik sonucu olan epik bir başarısızlığı gösteren ahlakçı bir hikayedir. Etkiyi arttırmak ve dramı yükseltmek için Draper orijinal efsanede bazı değişiklikler yapmıştır – İkarus’un melek kanatları hala tamamen sağlamdır (genellikle balmumunun eriyip İkarus’un kanatsız düşmesine neden olduğu anlatılır).

Modern bir sansasyon
Draper’ın eseri yüzyılın başında, 1898’de yapılmış ve o dönemde çok beğenilmiştir. Kraliyet Akademisi sergisinden, modern sanat satın almak için oluşturulan bir kamu fonu olan Chantrey Bequest aracılığıyla satın alındı. Bir kez daha, 1900 yılında Paris’te düzenlenen Exposition Universelle’de altın madalya ile ödüllendirildi.

Bu eserdeki temalar özellikle 19. yüzyılın sonlarındaki izleyicilere hitap ediyordu. Charles Darwin’in 1859’da Türlerin Kökeni Üzerine adlı kitabını yayınlaması, insanlığın evrimiyle ilgili yaygın tartışmalara yol açmış ve aynı zamanda tartışmaları derin ve karanlık bir geçmişe yöneltmiştir. Tarih ile efsane arasındaki bulanık çizgiler ve hayvan ile insan doğası arasındaki mücadeleler özellikle ilgi çekiciydi – Draper’ın trajik tuvaline yansıyan temalar.

Google Deprem Uyarısı Verdi !
Tennessee eyaletinin başkenti olan Nashville’deki kongre binası. Fotoğraf 1864 İç Savaşı’nda çekilmiş.

Reactions

7
1
2
0
1
0
Already reacted for this post.

Reactions

7
1
2
1

Kimler beğendi?